Petrol Kurnazlıkları

6 02 2007

GÜNEY KIBRIS Rum Yönetimi’nin deniz altındaki petrol konusunu kurcalamaktan
vazgeçmemiş olması ilginçtir.

Türkiye ile Ada arasındaki alanı da kapsayan böyle bir konuda neler
yaptıkları birkaç gündür bizim gazetelere de yansıyor.

O alanı 12’ye bölüp arama ve işletme imtiyazları için neredeyse uluslararası
ihaleler açarak başka devletleri bu işe bulaştırma niyetleri açıkça
anlaşılmakta.
Şimdiden Mısır ve Lübnan gibi ülkelerle bu konuya ilişkin
anlaşmalar yapma peşindeler. AB’yi de arkalarına alıp davalarını
güçlendirirken Türkiye’yi de zor duruma sokmayı düşündükleri belli.

Ankara, bu tür çabaları daha önce protesto etmiş, anlaşmaları tanımayacağını
bildirmiş ve heveslenen öbür ülkeleri uyarmıştı.

Bu kez, KKTC Cumhurbaşkanı
Talat da öyle yaptı, ama pek aldırış eden olmadı.

*”Yoksunuz, sizi tanımıyoruz”* dercesine.

Bu durum, son günlerde *”tam bağımsızlık”* girişimlerine kalkışmış olanlar
için bir ders olmuştur herhalde.
Türkiye’yi arkalarına almadan yaptıkları
işlerde ne ölçüde başarılı olabildikleri ortaya çıkmıştır.

Yalnız, onlardan daha fazla dikkat isteyen bir sorun var şimdi.

Böyle durumlarda hep ortaya çıkan “koruyucu melekler” olur.

Şimdi bu role eski Rum Dışişleri Bakanı Rolandis soyunuyor. Reşat Akar’la konuşurken *”baştan çıkarıcı”* bir şeyler söylemeye çalışmış:

“Kıbrıs’ın maden zenginliği üzerinde Türklerin de hakkı vardır”

diyor. Elde edilecek petrol kazançlarından Türklere verilecek pay için bir “koşullu
hesap” açılmalıymış.
Türkler bu parayı, daha önceden saptanacak uzunca
bir sürenin sonunda ya da Kıbrıs sorunu çözülünce çekebileceklermiş.

“Hangisi erken olursa”

diye eklemiş.

Böylece, Kıbrıs sorununun çözümünü de teşvik etmiş olacağını düşünüyor.

Öyle anlaşılıyor ki, bu konuda oyun üstüne oyunun oynanacağı bir döneme
girilmektedir.

Türkiye’ye düşen, bu oyunlara şimdiye kadar olduğundan daha sert biçimde
karşı çıkmak ve örneğin söz konusu petrol alanlarında bir şeyler yapılmaya
kalkışılırsa, olup bittilere karşı denizde kuvvet kullanacağını şimdiden
açıklamaktır.

Ne yazık ki, bugünün uluslararası hukuk düzeninde *”hak”* kın
arkasına *”kuvvet”* koymadan başarılı olunmuyor.

Herhangi bir konuda hiç hakkı olmayanların bile yalnız kuvvet kullanarak hak
sahibi olmaya yeltendikleri bir dünyada Türkiye’nin böyle durumlarda askeri
gücünü devreye sokmaktan çekinmemesi gerekir. O güç, bu durumlar için vardır
ve Silahlı Kuvvetleri için ne gerekiyorsa vermekten kaçınmayan Türk halkının
ordusundan beklediği de budur.

Başka türlüsü bugünün dünyasına pek anlatılamıyor.

http://www.acikistihbarat.com

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: