TÜRKÇENİN SÖZDİZİMİ (SYNTAX) AÇISINDAN ÖZELLİKLERİ

6 03 2007

TÜRKÇENİN SÖZDİZİMİ (SYNTAX) AÇISINDAN ÖZELLİKLERİ

Anadilimizin sözdizimi incelendiğinde onun pek çok yönünden ve bütünüyle kendine özgü niteliklerinden söz etmek gerekir. Burada bu niteliklerden başlıcalarına değinmekle yetineceğiz: a) Yeryüzünde konuşulan diller arasında, öznenin başta, yüklemin sonda, nesnenin ortada olduğu diller içinde bulunan Türkçe, kısaca ÖNY (özne + nesne + yüklem) diye adlandırılan tiptedir (Çocuk kediyi kovaladı örneğinde olduğu gibi). Dilimiz bu niteliğiyle Altay dillerine yakınlık gösterir. b) Türkçenin Altay dilleriyle bir başka yakınlığı, sıfatların her zaman, adlardan önce gelişiyle ortaya çıkar (Çizgili kumaş, çürük yumurta, durmuş oturmuş kız örneklerinde olduğu gibi). Ayrıca, sayı sıfatlarından sonra gelen adların çoğul olmayışı (sekiz elma, otuz iki diş gibi) özelliği de belirtilmelidir. c) Anadilimizin en önemli özelliklerinden biri, sözdiziminde görülen olağanüstü esnekliktir. Geçişli eylemle kurulmuş “Kadın elmayı çocuğa yedirdi” gibi, dört öğeli bir tümceyi ele alırsak, bunun Kadın elmayı yedirdi çocuğa, Yedirdi kadın çocuğa elmayı 35 biçiminde 12 değişik biçiminin kurulabileceği, bu farklı kuruluşlar ve değişik vurgularla başka başka anlamların yansıtılabilece-ği görülür. Bu esnekliğe bir başka dilde rastlayamıyoruz. ç) Türkçeye kısa ve kıvrak anlatım olanağı sağlayan özelliklerden biri ve dilin çok önemli, ayrı bir niteliği, bileşik ve girişik tümcelerin yapısında ortaya çıkar: Yan tümceler, tümcecikler ana, temel tümceye ilgi adıllarıyla (zamirleriyle) değil, ortaç (participle) ve ulaç (gerund)’larla bağlanır. Modern dilbilimde adlaştırma (nominalization), sıfatlaştırma (adjectivalization) ve belirteçleştirme (adverbialization) denen işlemlerle oluşan şu türlü tümceler rahatlıkla kurulabilir: “Evde tam çalışırken, elektriğin kesilmesine kızarak çantamı alıp fakülteye gidince, ışık denen şeyin yaşamımızda ne denli önemli olduğunu düşündüm.” Burada, temel tümceye (Ben düşündüm), sıkıca bağlanan 6 ayrı önerme yer almakta, 6 ayrı olaydan söz edilmektedir. Başka dillerde, örneğin Hint-Avrupa dillerinde bu türlü tümceler ilgi adıllarıyla birlikte ve ve benzeri bağlaçların kullanılmasını gerektirir. “Geçen yıl, yaz tatilinde aldığım kitabı dün trende okudum” gibi bir tümce kurulurken “Kitabı dün trende okudum” temel tümcesine eklenen “geçen yıl yaz tatilinde aldığım” yargısı bir ilgi adılı’yla (relative pronoun) tümceye birleştirilmiş olur. Türkçede ise (-Dik) birimiyle kurulan aldığım ortacı böyle bir öğeye gerek göstermez. Yazı dilimizde çoğunlukla, yabancı dillerin etkisiyle yerleşmiş bulunan ve benzeri bağlaçlar konuşma dilinde pek az kullanılır. d) Kitabımızda, ayrı bir bahiste (2.ç.) ele aldığımız ikilemeler, orada verdiğimiz örnekleriyle Türkçeye ayrı bir anlatım gücü kazandırmaktadır. Burada şu kadarını söyleyelim ki, Kitabın her satırını okudum gibi bir tümce yerine Kitabı satır satır okudum 36 tümcesi, bu ikilemelerle daha etkileyici, daha güçlü olmaktadır. Benzeri biçimde, Kadın, yüzüne çok makyaj yapmış tümcesi yerine Kadın, yüzüne sürüp sürüştürmüş tümcesi, aynı zamanda bir imge yaratan daha etkili bir anlatım sağlamaktadır. e) Sözdiziminin önemli özelliklerinden biri de Hint-Avrupa dillerinde ayrı birer eylemle (örn. Fr. etre, İng. to be, Alm. sein) yerine getirilen görevin yalnızca ek biçimindeki ekey-lem’le gerçekleştirilmesidir. Şimdiki zamanı (-İm, -sin, -Dİr, -İz, -sİnİz, -DİrlEr) soneklemiyle çekilen bu eylemin 3. kişisini gösteren (-Dİr) ekini (koşaç, copula) ele alacak olursak bunun da günlük konuşmalarda çoğu kez, kullanılmadığını görürüz: Elimdeki para az ya da Tuttukları ev küçük gibi. Ancak, gerçeğin belirlenmesinde ve resmi açıklamalarda bu eke yer verilir: Ekonomiyi olumsuz etkileyen nedenlerden biri enflasyondur. ya da Başvurular 1 Mart 1999 tarihine kadar kabul edilecektir. gibi. Aynı ekin tahmin yürütme, kişisel yorum ve olasılık belirtme gibi durumlarda, Doktor ameliyattadır, onu göremeyiz, Parayı kaybetmiştir, üzüntüsü ondan gibi tümcelerde olduğu gibi, geçmişte sürekli gerçekleşen bir olayın, bir durumun anlatımında da kullanıldığı görülür: 37 Ada’ya her gidişimde onu hatırlamışımdır. Sınavlarda hepimiz aynı hatayı yapmışızdır. Bu işlerde çok dikkatlidir. gibi. Daha başka kullanım yerleri de olan koşacın olumsuzu de-ği/’le anlatılır; ancak ek, değil’e de eklenebilir: Eşi tutumlu değil(dir) gibi. EYLEMLERDE ÇEKİM EKLERİNİN DEĞİŞİK İŞLEVLERİ Türkçede, eylemlerin çekiminde görev alan sonekler, belli bir zamanı olduğu gibi, değişik kuruluşlarda, birden çok zamanı ve yerine göre, değişik kipleri dile getirebilmekte, kimi zaman da görünüş adını verdiğimiz, konuşan kimsenin kişisel görüş ve yorumunu yansıtmaktadır. Burada, Türkiye Türkçesindeki çekim eklerinin tümü üzerinde duracak değiliz (geniş bilgi için bkz. Doğan Aksan, An-lambilim Konuları ve Türkçenin Anlambilimi, Ankara, 1998, s. 183-207). Örnek olarak yalnızca, temelde şimdiki zamanı (present) anlatan [-(İ)yor) çekim biçimbirimini ele alalım. Bu ek Bak, bacadan duman çıkıyor! örneğinde, içinde yaşanan andaki olayı yansıtırken Haziran başında vergi kalkıyor. tümcesinde gelecek zamanı (future) dile getirmekte, şu tümcede ise geniş zamanı (aorist) anlatmaktadır: Uçak yolculuğunu sevmiyorum. Aynı ekin, geçmişin anlatımında ve masallarda da yer aldığını görüyoruz: Padişah ordunun başına geçiyor, sefere çıkıyor. [-(İ)yor] ekinin yine geçmiş zamanı anlattığını ve [-(İ)ken] ile 38 türetilen ulaç yerine de kullanıldığını gösteren bir başka örnek de şudur: Tam vapura biniyorum, anahtarı unuttuğumu hatırladım. Bir başka kipin, buyrum fcipi’nin (imperative) anlatımını da aynı ek üstlenebilmektedir: Yarın sabah burada toplanıyoruz; gecikmek yok! (mİ) SORU EKİ ÜZERİNE Burada, soru tümceleri kuran biçimbirime de kısaca değinmek istiyoruz. Bilindiği gibi, genel olarak Ali yarın gelecek mi? biçimindeki tümceleri oluşturan bu ek, beklenmedik bir olayın anlatımını da üstlenerek bir soru sorma işlevini yitirebilir: Sokakta cüzdanımı düşürmeyeyim mi. Onaylanması beklenen olumsuz bir düşüncenin, bir yargının vurgulanması amacıyla Ehliyetsiz araba sürülür mü, cezasını çeksin! Aynı ekle, içinde bulunulan durumun daha belirgin olarak anlatılması da sağlanmaktadır: Yaz geldi mi, bizim evde sıcaktan durulmuyor. İlginç bir kullanılışı da soru işlevinin bütün bütün yitirildiği olumsuz bir kararın dile getirildiği şu örnekte görülür: Bir daha mı, onunla yola çıkmak, Allah esirgesin! Güçlü bir olasılığın ve kişisel yorumun belirtilmesinde de eylem yinelenerek aynı ekten yararlanılır: Parayı yer mi yer; sonra bir şey yapamazsınız. Ad tümcelerinde de vurgulanmak istenen kavramın yine-lenmesiyle oluşturulan Otel soğuk mu soğuk gibi tümcelerde soru işlevi bütünüyle yitirilmiştir. 39 Burada kısaca üzerinde durduğumuz bir çekim ve bir soru eki, Türkçedeki bu türden öğelerin ne denli değişik anlamların yansıtılmasını sağlayabildiğini gösteriyor, sanırız. TÜMCE ANLAMINI ETKİLEYEN DEĞİŞİK KALIPLAR ÜZERİNE… Türkiye Türkçesi sözdiziminde tümce anlamını pekiştirme, daraltma, sınırlama… gibi amaçlarla kullanılan çok çeşitli anlatım biçimleri, anlam ayrımlarını ortaya koyan değişik anlatım kalıpları vardır. Yukarıda değindiğimiz kitabımızda (s.207-222), üzerinde uzun uzadıya durduğumuz bu anlatım yollarına burada birkaç örnek vermekle yetineceğiz. Zaman açısından sınırlama sağlayan yollardan biri, eylemin görülen geçmiş zaman’ı ile gelecek zamanı’nın 3. tekil kişisinin birarada kullanılmasıyla oluşturulan Radyonun pili bitti bitecek yapısındaki tümceler kurmaktır. Dikkat edilecek olursa bu anlatım yolunda, bir olayın çok yakın bir zamanda, çok kısa sürede gerçekleşecek olduğu anlatılmaktadır. Bizce bu kalıp Radyonun pili bitmek üzere, Radyonun pili bitecek gibi, Radyonun pili biteceğe benziyor örneklerinden çok daha yakın bir zamanı, daha kesin biçimde anlatmakta, bu bakımdan, Türkçenin ince ayrımları dile getirebilme niteliğini de ortaya koymaktadır. Bu anlatım kalıbına, ha ünleminin eklenmesiyle kurulan Radyonun pili ha bitti ha bitecek kullanımını da ekleyebiliriz. Yine, zaman açısından bir sınırlama gösteren başka kalıplar da vardır. Örneğin, 40 Onu görür görmez tanıdım tümcesinde, bir eylemin geniş zaman 3. kişisinin olumlu ve olumsuz çekiminin art arda getirilmesiyle iki ayrı olayın, birbirinin hemen arkasından gerçekleştiği anlatılmaktadır. Bu kulla- nım Onu görünce tanıdım ya da Onu gördüğümde tanıdım tümcelerindekinden daha kısa bir sürenin geçtiğini göstermektedir. Zaman bakımından bir kısıtlama, bir sınırlama belirten anlatım yollarından biri de gibi ilgecinin (edat) değişik bir anlamla kullanılması durumunda ortaya çıkar: Parayı aldığı gibi gitti ya da Güreşçiyi tuttuğu gibi yere vurdu örnekleri bunu göstermektedir. Burada bir benzetme eğilimi söz konusu olmamakta, birbirini izleyen iki eylemin, aralarında hiç süre kalmadan meydana geldiği anlatılmaktadır. Aynı konuda anımsatmak istediğimiz bir başka anlatım kalıbı da Parayı almasıyla gitmesi bir oldu ya da Güreşçiyi tutmasıyla yere vurması bir oldu gibi bir başka kalıbın, zaman açısından yine bir kısıtlamayı gösterdiğidir. Ancak sanıyoruz, önceki anlatım yolu, buna oranla daha kısa bir süreyi belirlemekte, daha da kesinlik taşımaktadır.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: