Milli Duyarlılık Neden Köreltilmek İsteniyor?

13 03 2007

Dink cinayeti ; Türkiye üzerinde hesap yapanların ,iç gerilimi artırarak,ortak yaşam refleksini zedelemek isteyenlerin belirlediği bir siyasal denklemdir. Türkiye’nin yakın geleceğine yerleştirilmeye çalışılan oyunun ilk perdesi olarak tasarlanmıştır. Buna göre 21.Yüzyılda yeniden yaşanan emperyalist çağın hedef ülkeleri arasında bulunan Türkiye’nin öncelikle iç uyumunu zayıflatmak ilk adımdır.Aslında bu durum stratejinin altın kurallarından biridir.Hedef seçtiğiniz unsurun öncelikle ağırlık merkezini keşfetmeniz ve ardından da öncelikle bu merkezi zayıflatmanız stratejinin vazgeçilmez ve tanıdık eylemidir.

Türkiye’nin ağırlık merkezi milli kültür sentezidir.Bu sentez ; Mustafa Kemal Atatürk’ün tarif ettiği gibi

“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözünde saklıdır.Bu söz dışlayıcı değil kapsayıcıdır.Bu söz Anadolu’nun coğrafi,tarihi,kültürel birikiminin tarifidir.Ve bu söz Anadolu’nun emperyalizme karşı verdiği mücadelenin adıdır.80 yıl sonra emperyalizm yeniden sahnededir.Bu defa topla tüfekle değil,zihinleri işgale uğratarak,bulanıklık yaratarak ve daha donanımlı olarak yine bu toprakların insanını,değerlerini hedef almıştır.

Özellikle son 10 yıldır gerçeklerle geniş halk kitleleri arasında çekilen sis perdesine rağmen ,durdurulamayan,önlenemeyen ,yeterince köreltilemeyen milli duyarlılığı zayıflatmak ve hatta büsbütün dağıtmak için yeni hamleler tasarlanmıştır.

Bu amaç adına Dink cinayeti üzerinden hesap yapılmıştır.Milli duyarlılığı büsbütün dağıtmanın oyunu sergilenmiştir.TV ekranlarında cinayetle bağ kurmaya çalışılan kavramlar bu ülkenin varlık nedenleridir.

Milliyetçilik/ulusalcılık kavramları aşağılanmış,ülkenin karşı karşıya kaldığı tehditleri tanımlamanın neredeyse yasaklanması istenmiştir.Ülkenin yitirdiği bağımsızlık ruhu yeniden yeşermemesi için ve yitirilen değerlerin neden, nasıl, kimler eliyle kaybedil diğinin açıkça söylenmemesi için yoğun çaba sarfedilmiştir.Bu konuda daha ileri gidenler olmuştur.

TV ekranında Dink cinayeti sonrası isminin önünde Prof.ünvanı taşıyan bir zat

“Türkiye’ye evrensel bir iradenin el koyması gerekir” diyebilme cüretini göstermiştir.Anlaşılan bu zatın arzuladığı Irak’a el koyan evrensel iradedir! Aslında istenilen şey ; ülkenin geleceğine ipotek koyanların oyununun bozulmamasıdır.Böylece hem sömürü düzeni sürdürülecek hem de emperyalizm için yeni kar alanları yaratabilmek adına ufalanmış,küçülmüş bir Türkiye kurgulanacaktır.Buna göre bilinmelidir ki; bu gün milliyetçilik , ülkeyi iç ve dış sömürücü ahtapot kollarından kurtarmak isteyenlerin ülküsü olduğu için hedeftedir.

Son günlerde sahnelenen bir başka yeni oyun, milliyetçilik ile ulusalcılık kavramları üzerinden yeni uzlaşmaz çelişkiler üretmektir.Soğuk Savaş saflaşmasından çıkar sağlayanların hazmedemedikleri şey, bu toprakların çocuklarının Türkiye söz konusu olduğunda bir araya gelebilme iradesini göstermesidir.

Bugün yaşanılan saflaşma; milliyetçilik-ulusalcılık kavramlarında değil , milli-gayri milli ayrımında,Türkiye’den yana olanlarla karşı olanların siyahla beyaz kadar netleşmiş ayrımındadır.Milliyetçilik-ulusalcılık ayrımı yaratmak isteyenlerin hedefi,Türkiye sevdasında buluşanları yeniden ayrıştırabilmektir.

Buna göre milliyetçilik ve ulusalcılık için, ayrı içerik taşıyan birbiriyle çelişen kavramlardır demek emperyalizmin yeni oyununa hizmet etmektir.dur.Diğer bir ifadeyle Batı emperyalizmle bağını koparmayanların yeni maskesidir.Bu iki kavramı ayrı değerler olarak nitelemek Türkiye karşıtlığıdır,emperyalizm yandaşlığıdır.Geçmişte sağ ve sol saflaşmasına göre gençleri sokaklara dökenler, aynı silahla iki cepheden kurban seçiyordu.Tetiğin arkasındaki aktör , bugünde aynıdır ve yine sahnedir.Değişen sadece yöntem ve tetikçilerdir.

Unutulmamalıdır ki, doğru ve yeterince içi doldurulmamış kavramlar,etiketler ve şablonlar ayrıştırıcıdır, öz ise birleştirici.

Milliyetçilik ve ulusalcılık kavramlarını kullananların kimlikleri üzerinden yapılan ayrım yanıltıcıdır.Hatta bilerek yeni ayrışmaları körüklemektir.Soruna sonuçlar üzerinden değil,nedenler ve öz açısından yaklaşılmalıdır.Bugün için ister milliyetçilik isterse ulusalcılık kavramını kullanmayı tercih edin, esas olan özde neye dayandığınızdır.Milli devletinizi koruyamıyorsanız,bağımsızlığınızı ortadan kaldıran iç ve dış sömürücü güçlere direnemiyorsanız kısacası emperyalizmi ağzınıza almaya bile cesaret edemiyorsanız kendinize milliyetçi veya ulusalcı demenizin hiçbir anlamı yoktur.

2007 yılı Türkiye’nin önündeki 10 yılın en uzun ve en çok olumsuzluğun yüklendiği yıldır.

Bu yılın yaşatacağı seçimler ,teknik bir tercihi değil, var olup olmamanın ayrımını içermektedir.

Özellikle son 10 yıldır verilen mücadele ve sarf edilen emeğe karşı yaratılan milli duyarlılık ve buna bağlı olarak oluşan dip dalgası, 2007 yılını çok iyi değerlendirmek zorundadır.

Dağınıklığı aşması aynı kovanda buluşması ve bu güne değin oluşturduğu yeni toplumsal dili ,mutlaka siyasal dile dönüştürmelidir.Bu yeni siyasal dilin ve birikimin sağladığı enerji, mutlaka TBMM’de milli bir damarı yaratmalıdır.

Şayet bu milli damar yaratılırsa ; bu güne değin siyaset kurumunun söylemeye cesaret edemediğini haykıracak,her şeyhi adıyla çağıracak,emperyalizme emperyalizm diyecek,Türkiye’yi AB ve ABD boyunduruğundan koparacak ve bağımsızlık bizim karakterimizdir diyecektir.

KAYNAK:Jeopolitik Dergisi



İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: