ANADOLU AĞIZLARI

1 04 2007

    d) Anadolu Ağızları Bugün Anadolu ağızlarımız yazı diline oranla birkaç kat daha geniş bir sözvarlığına sahiptir. Bu kavram zenginliğinin oluşmasında gerek doğayla iç içe yaşama, tarım ve hayvancılıkla uğraşma sonucunda çok çeşitli somut kavramların belirmesi, gerekse Türk’ün duygu ve düşünceleri, değişik durum ve davranışları ayrıntılı bir biçimde dile getirme eğiliminin ürünü soyut kavramların oluşması önemli rol oynamıştır. Çok önemli bir başka etken ise daha önce de değindiğimiz gibi, Anadolu ağızlarının çağlar boyu Türkçenin bütün anlatım yollarından, türetme kurallarından yeterince yararlanmış olmasıdır. Burada önce, 69 Türkçedeki türetme yollarından yararlanan ağızların nasıl yepyeni kavramlar yarattığını, belli köklerden ne çok türetmeler yaptığını birkaç örnekle göstermek istiyoruz:38 Yazı dilimizde çok eskiden beri kullanılan um- kökünden türeme umgu, ağızlarda ‘umut, iyi dilek’ demektir; umma ise ‘özenme bundan dolayı duyulan üzüntü’ ve ‘özenilen şeyin ele geçmemesinden dolayı lohusada meme, erkekte üreme organında olan şişlik, acı’ anlamına gelir. Aynı anlamda, ağızlarda ummaca, ummağ, umsuluk, umsunluk, umsunuk, umsuruk, umaca, umma olmak, umsuluk olmak, umsunmak, umsunuk olmak, umunmak, ummaya uğramak öğelerine rastlıyoruz. Ummaca aynı zamanda ‘düş kırıklığı’ demektir. Ayrıca umarsız ‘çaresiz’, umaysız ‘düşüncesiz, saygısız’, umsalak ‘umutsuz’ ve ‘her gördüğünü isteyen’, umucu ‘bir şey isteyen, bekleyen’, umulcama ‘umulan’, beklenen, olması istenen’, umsundurmak ‘umutlandırmak’ gibi ilgi çekici örnekler göze çarpıyor. Aynı kökten, bunların dışında daha 10 kadar türev vardır. Anadolu ağızlarında em- kökünden türetilmiş aşağıdaki sözcükler yine türetme ve kavramlaştırma eğiliminin ilgi çekici örneklerindendir: embici ‘küçük çocuğa, annesinin emzirirken söylediği söz’; emecan ‘tülbente sarılarak küçük çocukların ağzına verilen lokum’; emecen ‘hayvanları emen bir çeşit yılan’, ‘ballıbaba’, ‘sigara ağızlığı’; emeç ‘henüz memeden kesilmemiş buzağı’; emegen ‘suyu çabuk emen madde’; emelek ‘memeden kesilmemiş (çocuk)’, emer (aynı anlamda); emicek ‘meme emme zamanı geçtiği halde emmeye devam eden kuzu ve oğlakların ağzına takılan burunsalık’, ayrıca ‘besin, gıda, azık’ ve ‘gelir kaynağı’; emi-cikılı ve emicikök ‘fidanların ucundaki ince kökler’; emilcen ‘ineklerin memesini emen bir çeşit kertenkele’; emilik ‘bir hafta- 38) Bu bölümde verilen örneklerin Anadolu’da kullanıldıkları yerler için bkz. Derleme Sözlüğü I-XII. ciltler (Derleme Sözlüğü, DS olarak kısaltılmıştır). Anadolu ağızlarının anlatım özellikleri şu yazımızda da kimi örnekleriyle incelenmiştir: Türkçenin anlatım gücü ve anlatım yolları: 50. Yıl Konferansları (AÜDTC Fakültesi), Ankara, 1976, s. 79-89. 70 lık keçi yavrusu’; emişçi (ve emlikçi) ‘kuzu ya da oğlakları annelerine emdiren adam’; emişi/c ve emişme ‘süt kardeş’, ayrıca ‘sağmal koyun ya da keçilerin oğlak ve kuzularıyla otlamaya gitmesi; emişken ‘meme emmeye düşkün çocuk’; emiştirmek ‘koyun, keçi, sığır yavrularını annelerinin yanına birakıp emdirmek’; emiş yakış ‘süt kardeşlik’; emlek ‘anası ölen kuzuları başkasına emzirme’ ve ‘süt kuzusu’; emlik ‘süt emmekte olan insan ya da hayvan yavrusu’, ‘zamanından daha geç doğan kuzu ya da oğlak’; emlik kuzu ‘henüz ot yememiş, yalnız anasını emen kuzu’, emlik oğlak ‘iki üç aylık keçi yavrusuna verilen ad’… gibi. Arapçadan gelme muhacir ya da bunun Türkçeleştirilmiş biçimi olan göçmen sözcüğüyle anlatım bulan kavram için Anadolu ağızlarında gelinti, gelek, gelme, girinti karşılıklarına rastlanmakta, çok gezen kimse için de gezegen, gezek, gezen-çi, gezenti, gezgen, gezgiç, gezeğenti, gezenki gibi birçok sözcükle karşılaşılmaktadır. Yine Arapça kökenli olup yazı dilinde yerleşik bulunan takip etmek bileşik eyleminin yanı sıra son 15-20 yıldır yazı dilimizde izlemek sözcüğü de yerleşmiştir. Ağızlarda aynı anlamda ve art sözcüğünden türeme aralamak, ardılmak, ardınlamak öğeleri ve arkalamak sözcüğü kullanılmaktadır. Ortak dilimizde çağlayan ve Arapçadan gelme şelale sözcükleriyle anlatım bulan kavramı karşılamak üzere, ağızlarda su-düşen, suçurum, suuçan, sutuğlen, sutüğülen, sutüvlen, sütüydü, sutüyen, suuçtu, suuçtuğu, uçarsu gibi öğelere rastlamaktayız. Aşağıda vereceğimiz başka örneklerde de görüleceği gibi ağızlar türetme sırasında bu öğelerde olduğu gibi birleştirme yoluna da gitmekte, bileşik sözcüklerle yeni yeni karşılıklar ortaya koymaktadır. Aşağıda, Anadolu ağızlarının sözvarhğındaki öğelerden bir bölümünü, somut ve soyut kavramları ayrı ayrı ele alarak, gözler önüne serdiği söz zenginliği açısından incelemek istiyoruz:


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: