ANADOLU AĞIZLARINDA NÜLTELİ ANLATIM

6 04 2007

    Anadolu Ağızlarının Deyimlerinde  Nükteli Anlatım Eğilimi

Anadolu ağızlarının deyimlerinde genellikle nükteli bir anlatıma eğilim görülmektedir. Bu açıdan Anadolu sözvarlı-ğı, yazı dilimize oranla belirgin bir zenginlik gösterir. Gerek insanların çeşitli davranış ve karakterlerini belirlemede, gerekse değişik durumları dile getirmede başvurulan somutlaştırma sırasında da nükteye ve bunun yanı sıra uyaklara, ölçü ve ses yinelemelerine önem veren ağızlar böylece, bellekte kolay yerleşen, zevkle hatırlanıp söylenen örnekler ortaya koymuştur. (Örneğin Yaza çıkarttık danayı, beğenmez oldu anayı; Mercimek ağacından kırk günde iner ya da Bıldır ölmüş bir eşek, gelin bu yıl ağlaşak… gibi). Anadolu ağızlarında nükteli anlatım eğiliminin büsbütün belirginleştiği örnekleri aşağıda sıralamak istiyoruz. Bunlardan bir bölümü yine tümce biçiminde, yargı bildiren öğelerdir: Gittik kebap kokusuna, baktık eşek dağlanıyor™6 En büyük derdim, kaynanamın ölümü olsun (Trabzon. Bölge I) Deveyi düğüne çağırmışlar, ‘dudağım yirik (kalın), söyleyemem, tabanım büyük, oynayamam’ demiş (Gaziantep, Bölge D Sivrisineğe, kavağa yaslanırken ‘ne yapıyorsun orada?’ diye sormuşlar da ‘kavak bana yaslanıyor’ demiş (Amasya, Bölge 1) Serçe demiş ki ‘günde bir batman yağım eriyor’ -yere gi-resin, senin bir batman neren geliri07 Sağdım sütünü, okşadım budunu; sağamadım sütünü, kör inek koydum adını (İsparta, Bölge I) Nükteli anlatıma yönelen deyimlerin bir bölümü, yargı bildirmeyen, çoğunluğu bir eylem biçiminde olan deyimlerdir: hıyarım var diyene tuz alıp seğirtmek (Malatya, Bölge I) kırk senelik serçeye civcivlik öğretme/c1°8 (Kayseri, Bölge I) kuyruğu tava sapma dönmek (Artvin, Çankırı ve İçel, Bölge D avurdunu domalttığından Ömer diyeceğini anlamak™9 (Nevşehir, Bölge I) şeytanın boynuzuna salıncak kurup kırk yıl sallanmak^0 (Bolu, Bölge I) burnu Bursa’dan su çekmek (Giresun, Bölge I)111 sulu meme vermek (Niğde, DS, X, 3693)^2 öksürse uçkuru kopmak (Sinop, Bölge I) çalı dibinde mahkeme görmek’1’13 (Bolu, Bölge I) babasının sakalına tavşan asma/c114 (Aydın, Bölge I) 106) Bitlis ağzında “Çapti kebap kohsune bahtı eşeg daglane” (Zülfikar, s. 71) biçimi vardır. 140 107) Ağın (Elazığ)’dan derlenen bu sözde (Bölge I) eriyor, e/7y biçiminde verilmiştir. 108) Yazı dilindeki “tereciye tere satmakla karşılaştırabilir. 109) Yazı dilindeki “lep demeden leblebiyi anlamakla karşılaştırabilir. 110) ‘Kötü işlerde deneyim sahibi olmak.’ 111) ‘Kibirli olmak.’ 112) ‘Oyalamak’. Örneğin “işimiz bitinceye kadar Ahmet’e sulu meme ver.” 113) ‘Birini ıssız bir yerde dövmek.1 114) ‘Avcılıkta babasını geçmek.’ 141 kendini hergele içinde imam eşeği saymak (Konya dolayları, Bölge I) Yukarıdaki örneklerin bir bölümünde de görülen uyaklı ve ses yinelemeli anlatım biçimi, aşağıdaki deyimlerde daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlar içinden, önce bir yargı bildiren, bir tümce oluşturanları göstermek istiyoruz: Benim derdim inek ile dana, karımın derdi sürme ile kı-naU5 (Konya, Bölge I) Bakma gözüm şaşıdır; gör bahtım ne yahşidir116 Tava delik tas delik, bu da geldi üstelik (Hakkari, Bölge I) Saç tava geldi, hamur kalmadı; akıt başa geldi, ömür kalmadı'”7 (Konya, Bölge I) Evlek evlek sattık, böyle böyle battık (Ordu, Bölge I) Bizim oğlan kârdan gelir; eşeği satar yayan gelir (Malatya, Bölge I) Alan razı, veren razı; sen ne gezersin ortada belek ta- Yemeni allıydı; dört yanı telliydi; onun öyle olacağı belliydi (Konya, Bölge I) Ağzımı yaktığına göre aş olsa; başımı yardığına göre taş olsa (Gaziantep, Bölge I) Ellerin köyüne zerdeîi, bizim köye zırdeli (Ankara, Bölge I) Herif kazansın; kaltak bezensin (Afyon, Bölge I) 115) Bölge ağızlarında değişik biçimleri vardır. Örneğin Bitlis’te şöylece saptanmıştır: “Benim derdim inekden denede, yarın derdi sürmeden ninede.” İsparta’da ise “Benim derdim oyunla manada, senin derdin inekle danada” biçimi vardır. 116) Bitlis ağzındaki biçimi “Bahme gözüm şaşidü, gör behtım ne yahşidu” olarak gösteriliyor (Zülfikar, s. 70). 117) Değişik biçimi, Gölhisar (Burdur)’dan derlenen “Saç tavlandı, hamur tükendi; kız öğrendi; ömür tükendi” deyimi. 118) Yazı dilimizde “Alan razı, veren razı” biçiminde kullanılan bu söz Bitlis ağzında “Alen razi veren razi, sen ne gezesen ortede belek (alacalı) tazi” (Zülfikar, s. 67) olarak geçiyor. Ayrıca “Alan razı, satan razı; arada ne ararsın kuyruklu tazı” (Tan, 153. örnek) biçimiyle ve daha iki değişkesiyle karşılaşıyoruz (Tan, 154 ve 155 örnekler). 142 Konuşulandan söz, duyduğundan daz, gördüğünden göz kirası ister (Malatya, Bölge I) Daha neler, tavuk meler; kurbağa oturmuş, çocuk beler (Adana, Bölge I) Hey zamane zamane; eşekler arpa kırpar; atlar kaldı sa-mane (Van, Bölge I) Burnu haber alır Toros’tan; kendi korkar horozdan (Sivas, Bölge I) Akıl yok başta; ne gezersin Maraş’ta (Adana ve Malatya, Bölge I) Allah yoluna vermez mangır; şeytan yoluna gider tangır tangır (Çankırı, Bölge I) Bizim evde karı var; hayrı gitmiş, şerri var (Konya, H. Cengiz, Ilgın, 6625) Bu örnekler dikkatle incelenecek olursa düzyazıdaki uyakların ve ses yinelemelerinin yanı sıra, tıpkı atasözleri bölümünde de görüleceği gibi, halk şiirinde anlatıma güç katan ölçülerden de yararlanıldığı görülür. Örneğin Tava delik tas delik; bu da geldi üstelik ve Hey zamane zamane; eşekler arpa kırpar; atlar kaldı samane sözleri halk şiirinde sık rastlanan 7’li (4+3) ölçüdedir. Ağzımı yaktığına göre aş olsa, başımı yardığına göre taş olsa deyiminde ise 7+5 ölçüsüyle karşılaşırız. Bizim oğlan kârdan gelir; eşeği satar yayan gelir de 5 + 5 ölçüsü kullanılmıştır. Bu örnekleri kolayca artırabiliriz. Ancak bu sözlerin asıl ilginç yönleri içerik ve anlatımlarındadır. Yazı dilimizin hemen hemen bütünüyle yabancısı olduğu bu sözlerin büyük bir bölümü nükteye yöneldiği kadar güçlü benzetmeleri ve değişik anlatımları da amaçlamakta, hemen her biri buluş sayılabilecek olan anlatım biçimleri sergilemektedir. Bu bölümdeki örneklerden birkaçına kısaca bir göz atalım: Gittik kebap kokusuna, baktık eşek dağlanıyor deyimi, 143 istekle, bir şeyler umularak yaklaşılan şeylerden uğranılan düş-kırıklığını çok somut bir biçimde dile getirmekte; Sivrisineğe, kavağa yaslanırken… deyiminde ise yetenekleri, gücü çok kısıtlı olan, buna karşılık böbürlenen, yapılan işlerden kendine pay çıkaran kimselerin tutumu, hayvanlara uygulanarak anlatılmaktadır. Hıyarım var diyene tuz alıp seğirtmek deyimi her şeyden yararlanmak isteyen, ufak bir çıkarı için herkesin peşinde koşan insanların bu tutumlarını çok somut ve eğlenceli bir biçimde canlandırır. Bizce, kırk senelik serçeye civcivlik öğretmek, ortak dilimizdeki ‘tereciye tere satmak’tan çok daha güçlü ve aynı zamanda nükteli bir anlatım biçimidir. Öksürse uçkuru kopmak abartmalı, ama güldürücü bir anlatıma tanıktır. Yukarıdaki deyimler içinden en ilginç olanlarından biri, Benim derdim inek ile dana diye başlayandır, kanısındayız. Kimi erkekler geçim için son derece önemli konuların kaygısını çekerken eşlerinin önemsiz ve yalnızca kendi süsleriyle ilgili konuların peşinde oluşlarını “veciz” denebilecek bir biçimde ortaya koyan bu deyimin yanında, Afyon dolaylarından derlenen Herif kazansın, kaltak bezensin deyimi de buna yakın bir durumu -kaba sayılabilecek bir söyleyişle de olsa- başarıyla söze dönüştürür. Kimi kadınların, eşlerinin bütün kazançlarını süse yatırışı-nı uyaklı ve ölçülü (5+5 ölçüsünde) bir deyişle canlandırır. Bizim oğlan kârdan gelir… deyiminde ise olumlu bir sonuç alması, kazançlı bir iş yapması beklenen bir kimsenin bunun tam tersini, kendine ve başkalarına zarar verecek bir iş yapmasını somut bir anlatımla yansıtan bir sözle karşılaşıyoruz. Burada, istenen, umulanla alınan sonuç arasındaki karşıtlık son derece canlı olarak ortaya konmuştur. Beni ister ensesi bitli, ben isterim beli divitti sözü de istenen, düşlenen, umutla beklenen bir şey yerine, bunun tam tersi, kötü bir durumla karşı karşıya gelmeyi çok başarılı bir benzetmeyle dile getiriyor. Buradaki karşıtlık, evlenmeyi bekleyen, beli divitli (okur-yazar) bir kim- 144 şeyle evlenmeyi gözleyen bir kadının, ensesi bitli, fakir, bakımsız, kültürsüz birince istenmesi gibi bir sahne yaratılarak ortaya konuyor. Gerek bu örnekte, gerekse ötekilerinde bu imge ve çağrışımlar bir yandan da ses uyumlarından, uyaklardan yararlanılarak etkileyici sözlere dönüştürülüyor. Hey zamane zamane… deyiminde insanoğluna özgü bir tutum yansıtılmakta, her çağda, her dönemde insanın, yaşadığı zamandan yakınması dile getirilmektedir. Nükteli, eğlendirici anlatımın en güçlü örneklerinden biri ise yazı dilinde de sık kullanılan daha neler! sözcesinin uyaklı sözcüklerle genişletildiği Daha neler, tavuk meler; kurbağa oturmuş, çocuk beler deyimidir; olmayacak, gerçekleşmesi beklenmeyen ya da istenmeyen bir durumu güçlü, satirik anlatımla, abartmalı bir biçimde ortaya koyar. Bu bölümde sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Bütün bu örnekler, Türk halkının, Anadolu insanının anlatım gücünü, nükte ve canlandırmadaki becerisini gözler önüne sermekte, etkileyici olduğu kadar da çekici nitelikleriyle, üzerinde durulması gereken sözvarlığı öğelerini oluşturmaktadır. Bizce bunlar Türk insanının adı konmamış kısa şiirleridir.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: