ANLAM OLAYLARINA SÖZ SANATLARINA TANIK ÖRNEKLER 82 DİLDE BENZETME VE BENZETME ÖRNEKLERİ

6 04 2007

    ANLAM OLAYLARINA SÖZ SANATLARINA TANIK ÖRNEKLER 82 DİLDE BENZETME VE BENZETME ÖRNEKLERİ

 Bütün dillerde görülen ortak bir tutum, anlatıma güç kazandırmak üzere benzetmelere başvurmaktır. Bu benzetme işi ya doğrudan doğruya, niteliği anlatılmak istenen nesnenin bir başka nesneye dayanılarak, onunla benzerliği ortaya konarak anlatılması yoluyla olur (Türkçedeki buz gibi, sakız gibi, fidan gibi, aslan gibi, kıyamet gibi örnekleri, kabak çiçeği gibi açılmak, suyu çekilmiş değirmene dönmek, ağzı çiriş çanağına dönmek… örnekleri burada düşünülmelidir); ya da aşağıda uzun uzadıya ele alacağımız çeşitli aktarma’larla gerçekleşir. Biz önce, doğrudan doğruya, benzetmelere değinelim: Türkçenin eldeki en eski belgelerinde de bugün kullanılan benzetmelere rastlandığı gibi çok değişik, özgün benzetmelerle de karşılaşılır. Örneğin Uygur metinlerinde50 geçen yıd yıpar teg ‘misk gibi’ anlamına gelir ki, bugün mis gibi biçiminde, aynı benzetmenin kullanıldığını görüyoruz. Köktürk yazıtlarındaki şu benzetmeler de gerçekten, ilgi çekicidir: “Ten’ri küç birtük üçün karnın kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koyn teg ermiş” (Kültigin, doğu, 12. satır) (Tanrı güç verdiği için babam hakanın askeri kurt gibiy-ş; düşmanı koyun gibiymiş) Bkz. Bang-v. Gabain, Analytischer lndex. 85 “İnim Kültigin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı” (Kültigin, kuzey, 10. satır) (Küçük kardeşim Kültigin öldü. Kendim üzüldüm. Görür gözüm görmez [kör] gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu) XI. yüzyılın ünlü dil ve edebiyat hazinesi Kutadgu Bilig’de geçen şu benzetme de gerçekten, özgün ve güzeldir: “Kişi kirmedük ilke kirşe kah Kelin teg bolur er ağın teg t ili” (494. beyit) (Kişi, girmediği [yabancı] bir ülkeye girse, gelin gibi olur; dili de dilsiz gibi) Türkçenin değişik dönemlerinden, bu örneklerin daha bin-lercesini gösterebiliriz. Biz burada, Türkiye Türkçesinde yaşayan özgün ve ilgi çekici benzetmelerden bir bölümünü sıralamak istiyoruz: dalyan gibi ay parçası gibi filinta gibi peri gibi çakı gibi II tasvir gibi dağ gibi bebek gibi aslan gibi taşbebek gibi tığ gibi gül gibi fitil gibi süt dökmüş dut gibi IV kedi gibi zil gibi sütçü beygiri gibi bulut gibi kukumav gibi dilenci vapuru gibi 86 sakız gibi süt gibi V kaymak gibi kömür gibi katran gibi burun kanı gibi pancar gibi Yukarıdaki örnekler gözden geçirilecek olursa, bunlardan I. öbekte yer alanların yalnızca, fiziksel yapıları övülmek istenen erkekler, delikanlılar için kullanıldığı, II. öbektekilerin ise doğrudan doğruya genç kız ve kadınların güzelliklerini belirtmede başvurulan benzetmeler olduğu ortaya çıkar. Bu örneklerin yanı sıra, eğer biraz daha derinleşecek olursak, yalnızca kimi organların,’vücut bölümlerinin nitelenmesinde kullanılan benzetmelerle de karşılaşırız. Örneğin lepiska gibi, mısır püskülü gibi, sırma gibi benzetmeler sadece saçları betimlemede kullanılanlardır. III. öbekteki örnekler doğrudan doğruya çok sarhoş erkekleri anlatmakta yararlanılan, özel sayılabilecek olan benzetmelerdir; aynı kavram alanındaki deyim aktarmalarıyla birlikte bunlara da başvurulur. IV. öbektekiler, ayrı ayrı kavramları canlandıran özgün birtakım benzetmelerdir. Bunlardan birincisi, bir suç, bir kabahat işlemiş kimsenin duruşunu dile getirirken, ikincisi, aşırı yorgun bir kimsenin görünümünü, üçüncüsü ise tek başına kalan, tek başına yaşayan kimsenin durumunu anlatmaktadır. Dilenci vapuru gibi benzetmesi, pek çok yere uğrayarak bir yere gitmeyi, kapıdan kapıya dolaşmayı yansıtır. V. öbekte verilen benzetmeler, nesnelerin renklerini yansıtmada başvurulan ve pek değişik kavramlardan yararlanan anlatım biçimlerinin tanığıdır. Bunlardan ilk üçü beyazlığı, sonraki ikisi kapkara nesneleri, son ikisi de kırmızı renkleri betimlemede kullanılır. Ancak bunlardan burun kanı gibi benzetmesi, nesnelerin kıpkırmızı, tam kırmızı 87 rengini anlatırken pancar gibi örneği doğrudan doğruya insanların bir olay karşısında utanmadan kaynaklanan kızarmalarını dile getirmede başvurulan özel bir benzetmedir. Bu örneklerin tümü, betimlenmek istenen şeyin bir başka nesneye yaklaştırılması, onunla ilgi kurulması yoluyla daha canlı ve etkileyici bir biçimde anlatılmasına yönelen öğelerdir. Bunların büyük çoğunluğunda yalnızca benzeyen ve kendisine benzetilen öğeler bulunur: Çakı gibi delikanlı, bulut gibi sarhoş, sakız gibi beyaz ya da sakız gibi çamaşırlar… Ancak pancar gibi örneğinde ve IV. öbekteki benzetmeler kullanılırken birer eylem gerekli olmakta, bunlar eylemlerle birlikte, deyim niteliği kazanmaktadır. Aşağıda, bu türden örneklere yer veriyoruz: kedi ciğere bakar gibi (bakmak) tereyağından kıl çeker gibi (kurtulmak, sıyrılmak…) kör değneğini beller gibi (hep aynı işi yapmak) sebilhane bardağı gibi (dizilmek, sıralanmak) dolap beygiri gibi (dönüp durmak) pişmiş kelle gibi (sırıtmak) çorap söküğü gibi (gitmek) arpacı kumrusu gibi (düşünmek) nalıncı keseri gibi (kendine yontmak) Gibi ilgeciyle, kalıplaşmış olarak kullanılan bu öğelerin yanında, dönmek eylemiyle kurulmuş şu örnekler de dikkat çekicidir: ağzı çiriş çanağına dönmek iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek dut yemiş bülbüle dönmek eşekten düşmüş karpuza dönmek suyu çekilmiş değirmene dönmek 88 Eğer dikkat edilirse, bu örneklerin her birinde, bir fiziksel ¦yapıyı, bir niteliği, bir durumu anlatabilmek, betimlemek için ‘ yapılan benzetmelerin son derece özgün ve bir buluş sayılabilecek kadar ilgi çekici olduğu görülecektir. Örneğin çok içmiş, adamakıllı ‘sarhoş bir kimseyi anlatmak üzere kullanılan fitil gibi benzetmesinde, sarhoşluğun ölçüsünü belirtebilmek için bir fitilin bir sıvıyı, örnek olarak bir lamba fitilinin gazyağını emip sırılsıklam ıslak duruma gelişi göz önüne getirilmiş, biraz abartmalı da olsa, değişik, hoşa giden bir birleştirmeden yararlanılmıştır. Dut gibi de aynı anlama yönelen, dutun yumuşak, çoğu kez ıslak oluşundan yararlanan güçlü bir benzetmedir. Arpacı kumrusu gibi düşünmek, herhangi bir üzüntü, bir işte karara varamama ve özellikle parasızlık nedeniyle derin derin düşünen bir insanı betimler. Bu betimleme sırasında bir kumrudan, herhalde fazla yem bulduğu için daha ağır, daha uykulu görünen, arpacının kumrusundan yararlanmak bizce çok özgün ve güzel bir benzetmedir. Bu türden, değişik ve çekici benzetmeleri öteki örneklerde de görüyoruz. İnsanların sıra sıra dizilişini anlatan sebilhane bardağı gibi dizilmek’te eski bir Türk-İslam geleneğini yansıtan sebilhanelerdesı bardakların yan yana dizilişiyle bir ilişki kurulmuştur. Kedi ciğere bakar gibi bakmak, büyük istekle, çok istenen, insanı çok çeken bir şeye bakmayı dile getirirken kedi-ciğer ilişkisinden yararlanan güçlü bir anlatım biçimidir. Suyu çekilmiş değirmene dönmek, iki cami arasında kalmış beynamaza dönmek örneklerinde de başarılı benzetmelerle karşılaşıyoruz. Pişmiş kelle gibi sırıtmak, eşekten düşmüş karpuza dönmek gibilerinde de çekici buluşlar ve imge gücünün yanı sıra ince bir alay, sanatlı bir aşağılama vardır. 51) Hayır için içme suyu dağıtılan, çoğunlukla cami yanlarında kurulmuş yer. 89 nan sıcak bir ses, tatlı söz, çiğ bir renk gibi kullanımlar da bir tür deyim aktarmasıdır.54 Ayrıca, ad aktarması adını verdiğimiz, aşağıda ayrıca incelenecek olan olay ve benzerleri de aktarmaların çerçevesi içine girer.


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: